KENELER: EVCİL HAYVANLAR VE İNSANLAR İÇİN RİSKLER, KORUNMA YOLLARI, ACİL DURUM REHBERİ
- VetSağlıkUzmanı

- Nov 17
- 27 min read
Kenelerin Yaşam Döngüsü, Türleri ve Mevsimsel Aktivite Dönemleri
Keneler, hem evcil hayvanlar hem de insanlar için önemli sağlık riskleri oluşturan dış parazitlerdir. Bu küçük, kan emici eklembacaklılar (ektoparazitler) doğada çok çeşitli ortamlarda yaşar ve yaşam döngülerini tamamlamak için mutlaka bir konakçıya ihtiyaç duyarlar. Kenelerin yaşam döngüsü, yumurta–larva–nimf–erişkin olmak üzere dört ana evreden oluşur. Her evrede bir kez kan emerler ve gelişimlerini sürdürmek için yeni bir konağa geçerler.
Kene yumurtaları genellikle nemli ve gölgeli bölgelere bırakılır. Bu yumurtalardan çıkan larvalar, çoğu zaman kemirgenler veya küçük memeliler gibi küçük hayvanlardan beslenir. Daha sonra nimf evresine geçerek hem hayvanlara hem de insanlara tutunabilirler. Erişkin kene evresinde ise özellikle köpekler, kediler, büyükbaş hayvanlar ve insanları tercih ederler.
Türkiye’nin iklim koşulları kenelerin yıl boyunca aktif kalmasına elverişli olmakla birlikte, en yüksek aktivite dönemi ilkbahar ve yaz aylarıdır. Sıcaklık 10°C’nin üzerine çıktığında kene popülasyonu hızla artar. Özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, bahar sonundan sonbahar başına kadar yoğun kene vakaları bildirilir.
Kene türleri dünya genelinde 800’den fazla alt türe sahiptir; Türkiye’de yaklaşık 40’tan fazla kene türü tanımlanmıştır. Bunların içinde Hyalomma, Rhipicephalus, Ixodes ve Dermacentor türleri veteriner hekimlik açısından en önemlileridir. Hyalomma marginatum türü özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünün ana vektörüdür. Ixodes ricinus ise Lyme hastalığı etkenini (Borrelia burgdorferi) taşır.
Mevsimsel aktivite açısından, kenelerin hareketliliği sıcaklık ve nem dengesine sıkı sıkıya bağlıdır. Kışın don olaylarıyla birlikte kene faaliyeti azalır, ancak korunaklı ortamlarda (örneğin barınaklar, evcil hayvanların yatak alanları, çalı altları) yaşamlarını sürdürebilirler. İklim değişikliğine bağlı olarak, Türkiye’de ve dünyada kene popülasyonlarının kuzeye doğru genişlediği ve daha uzun süre aktif kaldığı bilimsel olarak doğrulanmıştır.
Sonuç olarak, keneler çevresel koşullara son derece dayanıklıdır ve yılın büyük bölümünde aktif kalabilir. Bu nedenle, mevsimsel farkındalık ve düzenli koruyucu uygulamalar, evcil hayvan sahipleri için hayati öneme sahiptir.

Evcil Hayvanlarda Kene Kaynaklı Hastalıklar ve Klinik Belirtiler
Köpek ve kedilerde keneler, yalnızca kaşıntı ve rahatsızlık yaratmakla kalmaz, aynı zamanda ölümcül olabilen birçok hastalığın taşıyıcısıdır. Bu hastalıkların bir kısmı bakteriyel, bir kısmı viral ya da protozoal kökenlidir. En yaygın ve tehlikeli kene kaynaklı hastalıklar arasında Ehrlichiosis, Babesiosis, Anaplasmosis, Lyme Disease ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) yer alır.
Köpeklerde Ehrlichia canis etkenli enfeksiyonlar, özellikle Rhipicephalus sanguineus türü kahverengi köpek kenesiyle taşınır. Klinik belirtiler arasında yüksek ateş, halsizlik, kilo kaybı, diş eti kanamaları ve anemi görülür. Uzun süre tedavi edilmediğinde dalak büyümesi ve trombositopeni gelişebilir.
Babesiosis ise eritrositleri parazitleyen Babesia canis’in neden olduğu, kan hücrelerinin parçalanmasıyla seyreden ciddi bir hastalıktır. İştahsızlık, idrar renginde koyulaşma, mukozalarda solgunluk ve ateş gibi belirtiler verir. Tedavi edilmezse ölümcül olabilir.
Kedilerde Cytauxzoonosis ve Hemobartonellosis (Mycoplasma haemofelis) gibi kene kaynaklı hastalıklar özellikle bağışıklık sistemi zayıf veya açık alanda yaşayan kedilerde sık görülür. Bu hastalıklar genellikle anemi, sarılık, iştahsızlık ve halsizlik ile seyreder.
Kene ısırığının kendisi de hayvanlarda lokal reaksiyonlara neden olabilir. Isırık bölgesinde kızarıklık, şişlik ve kaşıntı tipiktir. Kene birden fazla patojeni aynı anda taşıyabileceği için karışık enfeksiyon tabloları oluşabilir. Özellikle yaz aylarında dışarı çıkan hayvanlarda, vücut taraması yapılması ve kenelerin erken fark edilmesi çok önemlidir.
Veteriner hekimler genellikle kan tahlili, mikroskobik inceleme ve serolojik testlerle tanı koyar. Tedavi sürecinde antibiyotikler (ör. doksisiklin), antiparaziter ilaçlar ve destek tedaviler kullanılır. Ancak en önemli nokta, erken teşhis ve düzenli kene koruma uygulamalarıdır.
Koruyucu uygulamalarda aylık spot-on damlalar, oral tabletler ve uzun etkili kene tasması gibi ürünler tercih edilir. Düzenli kullanım sayesinde hem kene enfestasyonu hem de vektör kaynaklı hastalık riski büyük ölçüde azalır.

Köpeklerde ve Kedilerde Keneye Bağlı Riskli Hastalıklar (KKKA, Lyme, Ehrlichiosis vb.)
Köpekler ve kediler, kan emen kenelerle temas ettiklerinde yalnızca lokal cilt irritasyonuna değil, aynı zamanda sistemik enfeksiyonlara da maruz kalabilirler. Keneler, kan emme sırasında tükürükleriyle birlikte birçok patojeni konağa aktarır. Bu hastalıkların bir kısmı zoonotik (insana da bulaşabilen) niteliktedir.
Köpeklerde Görülen Önemli Kene Kaynaklı Hastalıklar
Ehrlichiosis (Köpek Monositik Ehrlichiosis): Rhipicephalus sanguineus kenesiyle taşınır. Ehrlichia canis bakterisinin neden olduğu bu hastalıkta ateş, kilo kaybı, burun ve diş eti kanamaları, lenf düğümü büyümeleri ve anemi gözlenir. Kronikleştiğinde dalak büyür ve trombosit sayısı ciddi şekilde düşer.
Babesiosis: Babesia canis veya Babesia gibsoni türleriyle bulaşır. Eritrositlerin parçalanmasına yol açar, bu da sarılık, halsizlik, koyu idrar ve ölümle sonuçlanabilecek anemiye neden olur.
Anaplasmosis: Anaplasma phagocytophilum veya Anaplasma platys bakterilerinin etken olduğu, eklem ağrısı, ateş, iştahsızlık ve trombositopeniyle karakterize bir hastalıktır.
Lyme Disease (Borreliozis): Ixodes ricinus kenesi aracılığıyla bulaşır. Borrelia burgdorferi bakterisinin yol açtığı bu hastalıkta eklem ağrısı, topallık, ateş ve halsizlik tipiktir. Kronikleşirse kalp ve böbrek tutulumları görülebilir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA): Köpekler hastalığın belirgin semptomlarını nadiren gösterir, ancak virüsü taşıyabilir. Bu nedenle keneyle teması olan hayvanların dikkatle incelenmesi gerekir.
Kedilerde Görülen Önemli Kene Kaynaklı Hastalıklar
Kedilerde kene kaynaklı hastalıklar köpeklere göre daha az görülse de, özellikle açık alanlarda yaşayan veya sık dışarı çıkan kedilerde risk oldukça yüksektir.
Hemobartonellosis (Mycoplasma haemofelis enfeksiyonu): Kan hücrelerine yapışarak anemiye neden olur. İştahsızlık, kilo kaybı ve sarılık en yaygın belirtilerdir.
Cytauxzoonosis: Özellikle kırsal alanlarda, vahşi kedilerden evcil kedilere geçebilen ölümcül bir protozoon enfeksiyonudur. Ateş, solunum güçlüğü ve halsizlikle başlar, tedavi edilmezse hızla ölümle sonuçlanabilir.
Her iki türde de kenelerin taşıdığı hastalıklar uzun süreli sağlık problemlerine, organ hasarına ve ciddi anemiye neden olabilir. Bu nedenle veteriner kliniklerinde düzenli parazit muayeneleri ve koruyucu uygulamalar hayati önem taşır. Özellikle yaz aylarında dış parazit önleyici damla, tasma veya tabletlerin aksatılmadan uygulanması gerekir.
İnsanlarda Kene Temasıyla Bulaşabilen Hastalıklar ve Korunma Yöntemleri
Keneler yalnızca evcil hayvanlar için değil, insanlar için de ciddi tehdit oluşturur. İnsanlara bulaşabilen hastalıklar arasında en bilinenleri Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme hastalığı, Tularemi ve Q hummasıdır. Bu hastalıklar genellikle kenelerin kan emme süreci sırasında, tükürüklerinde bulunan patojenlerin insan kanına geçmesiyle bulaşır.
İnsanlarda En Önemli Kene Kaynaklı Hastalıklar
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA): Türkiye’nin özellikle İç Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde sık görülür. Hyalomma marginatum kenesi tarafından taşınan bu virüs, 2–7 gün içinde yüksek ateş, kas ağrısı, baş dönmesi ve ilerleyen evrede kanama bozuklukları ile seyreder. Ölüm oranı %5–30 arasında değişebilir.
Lyme Hastalığı: Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu bir zoonozdur. Isırık yerinde "boğa gözü" şeklinde kızarıklık (erythema migrans) ve eklem ağrısı tipiktir. Tedavi edilmezse kalp ve sinir sistemi tutulumu görülebilir.
Tularemi (Francisella tularensis): Genellikle yaban tavşanlarıyla temasta bulunan kişilere bulaşır, ancak kene ısırığı da bulaş yolu olabilir. Ateş, lenf bezi şişliği ve boğaz enfeksiyonu şeklinde seyreder.
Q Humması (Coxiella burnetii): Özellikle çiftçiler ve veterinerlerle temas halinde olan kişilerde görülür. Ateş, öksürük ve zatürre benzeri bulgular gösterir.
Korunma Yöntemleri
Kene ısırıklarından korunmanın en etkili yolu, riskli alanlarda (orman, çayır, park, tarla vb.) alınacak basit önlemlerden geçer:
Açık arazilerde uzun kollu giysiler ve pantolon giymek,
Pantolon paçalarını çorap içine almak,
Vücut kontrolünü eve döner dönmez yapmak,
Evcil hayvanların vücutlarında düzenli kene taraması yapmak,
Doğa yürüyüşlerinden sonra duş almak ve kıyafetleri yüksek ısıda yıkamak,
Veteriner onaylı kene önleyici ürünleri hayvanlara düzenli uygulamak.
Ayrıca, kene ısırığı fark edildiğinde kesinlikle çıplak elle çıkarılmamalı, en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra bölge antiseptik ile temizlenmeli ve 10 gün boyunca ateş, baş ağrısı veya kas ağrısı gibi belirtiler gözlemlenmelidir.

Kenelerin Yaşadığı Ortamlar ve Riskli Bölgeler: Bahçe, Park, Tarla ve Doğa Yürüyüşleri
Keneler doğada oldukça geniş bir yaşam alanına sahiptir ve ekosistemin birçok noktasında gizlenebilirler. Genellikle sıcak, nemli, gölgeli ve yoğun bitki örtüsüne sahip alanlarda bulunurlar. Bu nedenle bahçeler, parklar, tarlalar, ormanlık alanlar ve yürüyüş yolları, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında yüksek riskli bölgeler olarak kabul edilir.
Kene popülasyonları, doğrudan çevresel faktörlerden etkilenir. Örneğin nem oranı %80’in altına düştüğünde keneler daha az aktif hale gelir, ancak sabah çiği ve gölgeli alanlar sayesinde gün içinde yeniden aktifleşebilirler. Keneler otların ucunda veya yaprak altlarında bekleyerek geçen canlılara tutunur. Bu davranışa “questing” (bekleme pozisyonu) denir. Bu sırada hayvanların vücut ısısını, karbondioksit salınımını veya hareket titreşimlerini algılarlar.
Evcil hayvan sahipleri için en önemli risk alanlarından biri bahçelerdir. Özellikle köpeklerin gezindiği çimlik alanlar, ağaç dipleri ve çalı altları kenelerin gizlenmeyi tercih ettiği yerlerdir. Aynı şekilde, şehir parkları ve çocuk oyun alanları da risk taşır çünkü bu bölgelerde hem vahşi hayvanlar (örneğin kirpiler, kuşlar) hem de evcil hayvanlar bulunur.
Tarım alanlarında çalışanlar veya doğa yürüyüşü yapan kişiler, özellikle yaz aylarında dikkatli olmalıdır. Uzun otların arasında yürürken keneler kolayca pantolon paçalarına tutunabilir. Bu nedenle bu tür aktivitelerde koruyucu kıyafet giyilmesi ve eve dönünce vücut kontrolü yapılması büyük önem taşır.
Kenelerin özellikle yoğunlaştığı alanlar şunlardır:
Çimenlik alanlar, orman altı bölgeler
Hayvan barınakları ve köpek gezinti alanları
Çiftlik çevresi ve otluk tarlalar
Piknik alanları ve yürüyüş parkurları
Nemli taş altları, duvar dipleri, gölgelik bahçe köşeleri
Türkiye’de özellikle İç Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde bahar ve yaz aylarında yoğun kene popülasyonları gözlenmiştir. Mersin, Adana, Samsun ve Tokat gibi iller yüksek risk grubundadır.
Düzenli olarak çim biçmek, kenelerin konaklayabileceği çalıları temizlemek ve evcil hayvanların yatak alanlarını hijyenik tutmak bu riski azaltır. Keneler yalnızca ormanda değil, şehir merkezlerinde bile bulunabilir; bu nedenle koruma yıl boyunca sürdürülmelidir.
Kene Isırığı Sonrası Yapılması Gerekenler ve Acil Durum Müdahalesi
Kene ısırığı tespit edildiğinde panik yapılmadan, ancak bilinçli bir şekilde hareket edilmesi gerekir. Doğru müdahale, hem kene kaynaklı hastalıkların bulaşmasını önler hem de ikincil enfeksiyonların gelişmesini engeller.
1. Kene çıkarma işlemi
Kene fark edildiğinde çıplak elle kesinlikle dokunulmamalıdır. Cımbız, steril pens veya kene çıkarma aparatıyla, kenenin vücuda en yakın kısmından (baş kısmına yakın) yavaşça ve dik bir şekilde çekilerek çıkarılması gerekir. Burada önemli olan, kenenin gövdesini sıkmadan çıkarmaktır; aksi halde içeriye patojen akışı olabilir.
Çıkarılan kene ezilmemeli, kağıt veya plastik kap içinde kapatılarak sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Kene ısırığı bölgesi ise alkol veya povidon iyot gibi antiseptik solüsyonla temizlenmelidir.
2. Belirti takibi
Kene çıkarıldıktan sonraki ilk 10 gün içinde ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, mide bulantısı veya ciltte morarma gibi belirtiler gelişirse derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Çünkü bazı kene kaynaklı hastalıklar (örneğin KKKA veya Lyme) semptomlarını birkaç gün gecikmeli gösterebilir.
Evcil hayvanlarda da benzer bir durum söz konusudur. Kene çıkarıldıktan sonraki 1–2 hafta boyunca iştahsızlık, anemi, ateş, halsizlik veya idrar renginde değişiklik gibi belirtiler gözlemlenirse vakit kaybetmeden veteriner hekim muayenesi yapılmalıdır.
3. Yapılmaması gerekenler
Kene üzerine kolonya, alkol, yağ, benzin, sirke veya çakmak tutmak gibi uygulamalar son derece tehlikelidir. Bu yöntemler, kenenin kusmasına ve içindeki mikroorganizmaları konakçıya daha hızlı aktarmasına neden olabilir.
4. Acil durum ve sağlık kuruluşuna başvuru
Kene çıkarılamazsa veya kenenin bir kısmı ciltte kalırsa, doğrudan acil servise veya veteriner kliniğine gidilmelidir. Özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hamileler için hızlı tıbbi değerlendirme çok önemlidir.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, şüpheli kene temaslarında kişilerin en yakın enfeksiyon hastalıkları birimine veya halk sağlığı merkezine başvurmalarını önermektedir. Kene ısırığı sonrası semptomlar başlamadan da testler yapılabilir.
Evcil hayvan sahipleri için en güvenli adım, veteriner hekimin önerdiği koruyucu programlara uymak ve düzenli kontrol alışkanlığı kazanmaktır. Böylece kene kaynaklı enfeksiyonlar erken dönemde önlenebilir.
Kene Çıkarma İşlemi: Adım Adım Güvenli Uygulama ve Yapılmaması Gerekenler
Kene ısırığı fark edildiğinde yapılacak en önemli şey, doğru yöntemle çıkarma işlemidir. Yanlış müdahaleler hem hastalık bulaşma riskini artırabilir hem de kenenin ağız kısmının ciltte kalmasına neden olabilir. Aşağıda, adım adım güvenli kene çıkarma prosedürü anlatılmıştır:
1. Hazırlık ve Ekipman
Kene çıkarma işlemi için ince uçlu bir cımbız veya kene çıkarma aparatı kullanın.
Eldiven giyin veya doğrudan teması önlemek için temiz bir bez kullanın.
Alkol, povidon iyot veya antiseptik solüsyon hazır bulundurun.
2. Çıkarma Tekniği
Kenenin vücuda en yakın kısmından, yani baş bölgesine yakın yerden kavrayın.
Dikey bir şekilde, sabit ve yavaş bir hareketle yukarı doğru çekin. Kenenin gövdesini sıkmamaya dikkat edin; bu, kenenin iç organlarındaki mikroorganizmaların konakçıya geçmesine neden olabilir.
Kene çıktıktan sonra bölgeyi antiseptikle temizleyin.
3. Sonrasında Yapılacaklar
Çıkarılan keneyi ezmeyin veya çıplak elle dokunmayın.
Küçük bir plastik kapta veya kilitli poşette muhafaza ederek, gerektiğinde laboratuvar incelemesi için saklayın.
Isırık bölgesinde 10 gün boyunca kızarıklık, morarma veya şişlik olup olmadığını gözlemleyin.
4. Kesinlikle Yapılmaması Gerekenler
Kene üzerine kolonya, sirke, zeytinyağı, deterjan, benzin, krem veya alkol dökmeyin. Bu yöntemler kenenin boğulmasına değil, tükürüğünü kusarak daha fazla virüs veya bakteri salgılamasına neden olur.
Kene çıkarılırken bükme veya ani çekme hareketi yapmayın.
Kene çıkarıldıktan sonra bölgeye bandaj veya yara bandı uygulamayın; hava alması iyileşmeyi hızlandırır.
5. Profesyonel Destek Gerektiren Durumlar
Kene baş kısmı ciltte kalmışsa,
Isırık bölgesinde iltihap, morarma veya şiddetli ağrı gelişmişse,
Evcil hayvanınızda ateş, halsizlik, iştahsızlık başlamışsa,
Kene ısırığından sonraki günlerde ateş, kas ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülüyorsa,mutlaka veteriner hekime veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Bu adımlar sayesinde hem insanlarda hem de evcil hayvanlarda kene kaynaklı komplikasyonların önüne geçilebilir.

Köpek ve Kedilerde Kene Koruma Ürünleri: Spot-on, Tablet, Tasma ve Spreyler
Kenelerle etkin mücadele, sadece fark edildiğinde çıkarılmakla değil, düzenli koruma uygulamalarıyla mümkündür. Günümüzde veteriner hekimlerin önerdiği birçok kene önleyici ürün mevcuttur. Bu ürünler formülasyon, etki süresi ve kullanım kolaylığı açısından farklılık gösterir.
1. Spot-on (Deriye Damlatılan) Ürünler
Spot-on ürünler ense bölgesine damlatılarak uygulanır. Uygulamadan sonra deri yağ tabakasına yayılır ve kenelerin tutunmasını veya kan emmesini engeller. Genellikle 4 haftalık koruma sağlar. Örnek etken maddeler arasında fipronil, permetrin, imidakloprid, selamektin gibi bileşikler yer alır.
Avantajları:
Kolay uygulanır,
Suya dayanıklı olan çeşitleri mevcuttur,
Hızlı etki başlar.
Dezavantajı:
Uygulamadan sonraki 48 saat içinde hayvan yıkanmamalıdır.
2. Oral Tabletler (Ağızdan Verilen)
Modern antiparaziter ürünler arasında en etkili yöntemlerden biridir. Etken madde kan dolaşımına geçerek kenelerin kan emme sonrası ölmesini sağlar. Bazı tabletler 1 ay, bazıları 3 ay koruma sağlar.Yaygın etken maddeler: fluralaner (Bravecto), afoxolaner (NexGard), sarolaner (Simparica).
Avantajları:
Yıkama veya banyo etkilenmez,
Uygulama kolay ve etkili,
Tüm vücutta sistemik koruma sağlar.
3. Kene Tasması
Uzun süreli koruma sağlayan tasmalarda genellikle imidacloprid veya flumethrin bulunur. Ortalama 6–8 ay koruma süresi vardır. Koku yaymadığı için hem ev ortamına hem dış mekan yaşamına uygundur.
Avantajları:
Uzun koruma süresi,
Ekonomiktir.
Dezavantajları:
Suya maruz kaldığında etkinliği azalabilir,
Bazı hayvanlarda cilt irritasyonu yapabilir.
4. Sprey Formülasyonlar
Özellikle yavru hayvanlarda güvenli şekilde kullanılabilir. Fipronil içerikli spreyler, doğrudan tüy üzerine sıkılır. Ani kene temas riskinin olduğu durumlarda hızlı koruma sağlar, ancak uzun dönem etkili değildir.
5. Kombine Koruma Programı
En etkili sonuç, veteriner hekim tarafından planlanan kombine yaklaşımla elde edilir. Örneğin spot-on ve tasma birlikte kullanılabilir. Ayrıca çevresel temizlik (halı, yatak, bahçe alanı) düzenli yapılmalıdır.
Koruma uygulamaları mevsimsel değil, yıl boyu devam etmelidir çünkü Türkiye’nin birçok bölgesinde kene aktivitesi artık kış aylarında bile gözlenmektedir.
Kenelere Karşı Doğal ve Kimyasal Koruma Yöntemlerinin Karşılaştırılması
Kenelere karşı korunma stratejileri temelde ikiye ayrılır: doğal (bitkisel ve çevresel) yöntemler ve kimyasal (veteriner onaylı ilaç bazlı) ürünler. Her iki yaklaşım da belirli avantajlara sahip olmakla birlikte, etkinlik açısından birbirinden oldukça farklıdır.
Doğal Koruma Yöntemleri
Doğal yöntemler genellikle bitkisel yağlar, doğal kokular veya çevresel önlemlerle keneleri uzak tutmayı amaçlar. Bu yöntemler kimyasal içermediği için genellikle daha güvenli kabul edilir, ancak etkinlik süreleri kısadır.
Yaygın doğal kene kovucular:
Lavanta yağı, neem yağı, okaliptüs yağı: Kenelerin koku reseptörlerini etkileyerek uzaklaşmalarını sağlar.
Elma sirkesi: Su ile seyreltilerek tüy üzerine püskürtülebilir, kısa süreli koruma sağlar.
Biberiye ve nane karışımları: Ev ortamında doğal koku bariyeri oluşturur.
Avantajları:
Dezavantajları:
Etkileri kısa sürelidir (çoğu 24–48 saat).
Ciddi kene popülasyonlarında yetersiz kalır.
Aşırı dozda kullanıldığında alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Kimyasal Koruma Yöntemleri
Kimyasal ürünler, keneleri öldürmek veya konakçıya tutunmasını önlemek amacıyla geliştirilmiş veteriner onaylı ilaçlardır. Bu ürünler uzun süreli koruma sağlar ve genellikle sistemik etki gösterir.
Başlıca kimyasal koruma türleri:
Spot-on ürünler: Aylık koruma sağlar, ense bölgesine uygulanır.
Oral tabletler: 1–3 ay koruma süresi sunar.
Kene tasmaları: 6–8 ay süresince etkinlik gösterir.
Sprey formülasyonlar: Kısa süreli koruma sağlar, özellikle yavru hayvanlarda tercih edilir.
Avantajları:
Yüksek etkinlik oranı, uzun koruma süresi, sistematik etki.
Vektör kaynaklı hastalıkların bulaşma riskini ciddi oranda azaltır.
Dezavantajları:
Yanlış dozda uygulandığında toksisite riski vardır.
Kimyasal kalıntılar çevreye zarar verebilir.
Karşılaştırma Tablosu
Özellik | Doğal Yöntemler | Kimyasal Yöntemler |
Etkinlik Süresi | 1–2 gün | 1–12 hafta |
Uygulama Kolaylığı | Kolay | Kolay-Orta |
Güvenlik | Yüksek (düşük dozda) | Doz aşımı riskli |
Koruma Düzeyi | Orta | Yüksek |
Kullanım Alanı | Ev, bahçe, düşük riskli bölgeler | Açık alan, yüksek riskli bölgeler |
Sonuç olarak, doğal yöntemler düşük riskli ortamlarda destekleyici olarak kullanılabilir, ancak yüksek riskli bölgelerde kimyasal koruma ürünleri vazgeçilmezdir. En iyi sonuç, her iki yöntemin dengeli bir şekilde kombinasyonuyla elde edilir.
Kene Mevsiminde Ev ve Bahçe Güvenliği: Çevresel Mücadele Yöntemleri
Kene kontrolü yalnızca hayvan üzerinde yapılan uygulamalarla sınırlı kalmamalıdır. Kenelerin çoğu, yaşam döngüsünün önemli bir kısmını çevrede geçirir. Bu nedenle, ev ve bahçe ortamının düzenli olarak temizlenmesi ve ilaçlanması, parazit döngüsünün kırılmasında büyük rol oynar.
1. Bahçe ve Açık Alan Yönetimi
Çim biçimi: Çimlerin 10–15 cm’den uzun olmaması gerekir. Uzun otlar, kenelerin gizlenmesi için ideal ortamdır.
Yaprak ve çalı temizliği: Özellikle gölgeli köşelerde biriken yapraklar düzenli olarak temizlenmelidir.
Yaban hayvanlarının girişi engellenmeli: Keneler sıklıkla kuş, kirpi, kemirgen ve tilki gibi hayvanlar aracılığıyla taşınır.
Kene yoğunluğu yüksek bölgelerde çevresel ilaçlama: Veteriner hekim veya halk sağlığı ekiplerinin önerdiği insektisitler belirli aralıklarla uygulanabilir.
2. Ev İçi Önlemler
Evcil hayvanların yatakları, halılar ve battaniyeler sıcak suyla düzenli olarak yıkanmalıdır.
Halılar haftada en az iki kez süpürülmeli, özellikle kenelerin barınabileceği kenar ve köşe bölgeleri dikkatle temizlenmelidir.
Elektrikli süpürge torbaları kullanımdan sonra hemen atılmalıdır.
Evcil hayvanların dinlenme alanları (örneğin kanepe veya yatak üzeri) belirli aralıklarla dezenfekte edilmelidir.
3. Bahçe İlaçlama ve Biyolojik Mücadele
Bazı bölgelerde biyolojik mücadele yöntemleri de etkili olabilir. Örneğin nematodlar (doğal parazit öldürücü mikroorganizmalar) veya entomopatojen mantarlar kenelerin larvalarını yok edebilir. Bu yöntemler çevre dostu olup, kimyasal kalıntı bırakmaz.
4. İnsan ve Hayvan Güvenliği
İlaçlama yapılırken hayvanlar, çocuklar ve gıda maddeleri kesinlikle uzaklaştırılmalıdır. Kimyasal uygulamalardan sonra evcil hayvanlar 24 saat boyunca ilaçlanan bölgeye alınmamalıdır.
5. Risk Haritalaması ve Düzenli Kontrol
Kene mevsiminde bahçe ve dış alanlar haftalık olarak kontrol edilmelidir. Özellikle köpeklerin sık vakit geçirdiği noktalar, duvar dipleri, sulama alanları ve hayvan kulübeleri detaylı şekilde incelenmelidir.
Bu çevresel önlemler, kene döngüsünü kırarak hem evcil hayvan hem de insan sağlığı için uzun vadeli koruma sağlar.

Köpek ve Kedi Sahipleri İçin Mevsimsel Kene Kontrol Takvimi
Keneler yılın her döneminde görülse de, aktivite yoğunluğu mevsimsel değişiklikler gösterir. Bu nedenle evcil hayvan sahiplerinin mevsimsel bir kene kontrol planı oluşturması gerekir. Türkiye gibi dört mevsimi yaşayan ülkelerde bu planlama, iklim bölgelerine göre küçük farklılıklar gösterse de genel prensipler benzerdir.
İlkbahar (Mart–Mayıs): En Yüksek Risk Dönemi
İlkbahar, kenelerin yaşam döngüsünde en aktif oldukları dönemdir. Kış uykusundan çıkan erişkin keneler ve yeni çıkan nimfler, konakçı aramaya başlar.
Bu dönemde spot-on damla veya oral tablet uygulamaları düzenli hale getirilmelidir.
Kene tasmaları mart ayı başında takılmalı, tüm sezon boyunca korunma sağlanmalıdır.
Açık alan gezintilerinden sonra vücut kontrolü yapılmalıdır.
Ek öneri: Bahçeli evlerde yaşayan köpekler için ayda bir çevresel ilaçlama önerilir.
Yaz (Haziran–Ağustos): Sürekli Takip ve Koruma
Sıcak ve nemli hava, kenelerin çoğalması için ideal koşuldur. Özellikle yaz tatillerinde doğa yürüyüşleri ve kamp faaliyetleri sırasında bulaş riski artar.
Spot-on uygulamaları her 30 günde bir yinelenmelidir.
Bravecto veya Simparica Trio gibi 3 aylık tabletler, bu dönemde uzun koruma sağlar.
Evcil hayvanların suya girdiği durumlarda (ör. deniz, göl), spot-on etkinliği azalabileceği için tablet formu tercih edilmelidir.
Sonbahar (Eylül–Kasım): Geç Dönem Aktivitesi
Sonbahar döneminde sıcaklıklar azalsa da, keneler özellikle Ekim ayına kadar aktif kalabilir.
Koruma ürünleri kullanılmaya devam edilmelidir; birçok hayvan sahibi bu dönemde tedbiri erken bırakır.
Çevre ilaçlamaları, larva ve nimf evresindeki keneleri yok etmek için tekrar edilmelidir.
Kış (Aralık–Şubat): Gizli Tehdit
Kış aylarında açık alan aktiviteleri azaldığından kene riski düşük görünür, ancak bu yanıltıcıdır. Keneler evcil hayvanların yatakları, garajlar veya barınaklarda yaşamaya devam eder.
Kış boyunca 3 aylık koruma sağlayan tabletlerin kullanılması, yıl boyu kesintisiz koruma sunar.
Veteriner kontrolü yılda en az iki kez (ilkbahar ve kış) yapılmalıdır.
Genel Kural:Kene kontrolü mevsimsel değil, yıl boyunca devam eden bir süreçtir. Türkiye gibi ılıman iklimli bölgelerde kenelerin artık kışın bile aktif olabildiği unutulmamalıdır.
Veteriner Kliniğine Başvuru Eşiği: Ne Zaman Profesyonel Yardım Alınmalı?
Kene ısırıkları bazen masum görünebilir, ancak enfeksiyonun erken evrede fark edilmemesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle hem evcil hayvanlarda hem insanlarda bazı klinik belirtiler görüldüğünde veteriner veya sağlık kuruluşuna başvurmak zorunludur.
Evcil Hayvanlarda Veteriner Başvurusu Gerektiren Durumlar
Kene çıkarıldıktan sonra ateş, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı veya diş eti solgunluğu gözleniyorsa,
İdrar renginde koyulaşma veya sarı renk değişikliği fark edildiyse,
Lenf düğümlerinde şişlik, burun veya diş eti kanamaları görülüyorsa,
Hayvanda nörolojik belirtiler (denge kaybı, titreme, felç) ortaya çıkarsa,
Kene çıkarılamamış veya vücutta bir kısmı kalmışsa.
Bu belirtiler özellikle Ehrlichiosis, Babesiosis ve Anaplasmosis gibi hastalıkların erken işaretleridir. Zamanında müdahale edilmezse ölümcül komplikasyonlar gelişebilir.
Veteriner kliniklerinde kan tahlili, mikroskobik inceleme ve hızlı testlerle enfeksiyon tespiti yapılabilir. Gerekirse serum tedavisi, antibiyotik ve destek tedavileri uygulanır.
İnsanlarda Tıbbi Başvuru Gerektiren Durumlar
Kene ısırığı sonrası 1–14 gün içinde aşağıdaki belirtilerden biri gelişirse derhal hastaneye gidilmelidir:
Yüksek ateş (>38°C)
Kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı
Ciltte morluk veya kanama eğilimi
Isırık yerinde kızarıklığın genişlemesi (“boğa gözü” görünümü)
Genel halsizlik, bilinç bulanıklığı veya kanama
Bu belirtiler, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) veya Lyme hastalığı gibi ciddi enfeksiyonların erken bulgularıdır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, her kene temasının ciddiye alınmasını ve gerekirse laboratuvar testlerinin yapılmasını önermektedir.
Acil Durumlarda Yapılması Gerekenler
Kene çıkarılamıyorsa veya baş kısmı ciltte kalmışsa acil servise başvurulmalı,
Veteriner veya doktor önerisi dışında hiçbir ilaç uygulanmamalıdır,
Evcil hayvanın ve insanın kan teması engellenmelidir,
Isırık bölgesinin fotoğrafı çekilerek takibi kolaylaştırılabilir.
Erken başvuru, hastalıkların ilerlemesini önler ve tedavi sürecini kısaltır. Bu nedenle kene vakalarında “bekle ve gör” yaklaşımı yerine erken hareket etmek her zaman en güvenli yoldur.
Kenelerle Mücadelede En Sık Yapılan Hatalar ve Doğru Bilinen Yanlışlar
Kenelerle mücadelede yapılan küçük hatalar bile büyük sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan yanlış bilgiler, hem evcil hayvan sahiplerinin hem de insanların yanlış müdahalelerde bulunmasına neden olmaktadır. Bu bölümde, en sık yapılan hataları ve bunların doğrularını bilimsel açıdan ele alalım.
Yanlış 1: “Kene üzerine kolonya, yağ veya alkol dökersem düşer.”
Gerçek: Bu uygulamalar tehlikelidir. Keneye kimyasal madde dökmek, parazitin tükürük salgısını artırır ve içindeki bakteri ya da virüslerin konağa geçişini kolaylaştırır. Bu, özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ölümcül hastalıkların bulaşma riskini artırabilir.
Yanlış 2: “Keneyi elle veya peçete ile sıkıştırarak çıkarabilirim.”
Gerçek: Kene sıkıştırıldığında içindeki enfekte sıvılar konakçıya geçer. Ayrıca kenenin ağız kısmı genellikle ciltte kalır ve ikincil enfeksiyonlara yol açabilir. Kene mutlaka ince uçlu cımbız veya kene çıkarma aparatı ile çıkarılmalıdır.
Yanlış 3: “Kene ısırığı sonrası hemen belirtiler çıkar.”
Gerçek: Çoğu kene kaynaklı hastalığın kuluçka süresi 3 ila 14 gündür. Bu süre içinde hiçbir belirti görülmeyebilir. Ancak virüs ya da bakteriler vücutta çoğalır. Bu nedenle, kene ısırığı sonrası en az 10 gün boyunca ateş, halsizlik ve iştahsızlık açısından dikkatli olunmalıdır.
Yanlış 4: “Kışın kene olmaz.”
Gerçek: Eskiden kış aylarında kene aktivitesi düşük kabul edilirdi. Ancak iklim değişikliği ve sıcaklık artışı nedeniyle Türkiye’nin birçok bölgesinde keneler artık kış aylarında da aktif hale gelmiştir. Özellikle evcil hayvanların kapalı alanlarında yaşam döngülerini sürdürebilirler.
Yanlış 5: “Kene sadece köpeklere bulaşır.”
Gerçek: Kediler, tavşanlar, kuşlar, koyunlar, büyükbaş hayvanlar ve insanlar da kene ısırığı riski altındadır. Kedilerde de Cytauxzoonosis ve Hemobartonellosis gibi hastalıklar kene kaynaklıdır.
Yanlış 6: “Evdeki temizlik yeterlidir, çevre ilaçlamasına gerek yok.”
Gerçek: Kenelerin %90’ı çevrede (toprak, yaprak altı, çim, duvar kenarı) yaşar. Evcil hayvanın üzerindeki keneler sadece küçük bir yüzdedir. Bu nedenle bahçe ve çevre temizliği, kene kontrolünde en az ilaç kadar önemlidir.
Yanlış 7: “Kene ısırığı hafif bir kızarıklıktır, doktora gitmeye gerek yok.”
Gerçek: Özellikle KKKA virüsü taşıyan kene ısırıklarında erken dönemde belirti hafif olabilir. Ancak birkaç gün içinde kanama, ateş ve organ yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle her kene vakası tıbbi olay olarak değerlendirilmelidir.
Kenelerle mücadelede en doğru yaklaşım, bilimsel ve profesyonel bilgiye dayalı, düzenli koruma uygulamalarıyla desteklenen bir sistemdir.

Türkiye’de Kene Kaynaklı Hastalıkların Yaygınlığı ve Bölgesel Risk Haritası
Türkiye, coğrafi konumu ve iklim özellikleri nedeniyle kenelerin yayılımı açısından oldukça elverişli bir ülkedir. 40’tan fazla kene türü Türkiye’de tanımlanmıştır ve bunların bir kısmı hem hayvanlarda hem insanlarda ciddi hastalıklara neden olur.
1. En Yaygın Kene Kaynaklı Hastalıklar
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA): En bilinen ve en tehlikeli kene kaynaklı hastalıktır. Hyalomma marginatum türü tarafından taşınır.
Lyme Hastalığı: Ixodes ricinus kenesiyle bulaşır. Özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde görülür.
Ehrlichiosis ve Babesiosis: Kahverengi köpek kenesi (Rhipicephalus sanguineus) tarafından taşınır. Güney ve İç Anadolu bölgelerinde sık rastlanır.
Anaplasmosis: Özellikle çiftlik hayvanlarında sık görülür, Doğu Anadolu bölgesinde yaygındır.
2. Bölgesel Dağılım
Bölge | En Yaygın Kene Türü | Görülen Hastalıklar | Risk Düzeyi |
İç Anadolu | Hyalomma spp. | KKKA, Ehrlichiosis | Çok Yüksek |
Karadeniz | Ixodes ricinus | Lyme, Babesiosis | Yüksek |
Ege | Rhipicephalus spp. | Ehrlichiosis, Anaplasmosis | Orta |
Akdeniz | Rhipicephalus ve Hyalomma spp. | Babesiosis, KKKA | Yüksek |
Marmara | Ixodes ricinus, Dermacentor spp. | Lyme, Babesiosis | Orta-Yüksek |
Doğu Anadolu | Hyalomma marginatum | KKKA, Anaplasmosis | Çok Yüksek |
Güneydoğu Anadolu | Hyalomma anatolicum | KKKA | Yüksek |
3. İklim ve Popülasyon İlişkisi
Kene popülasyonları sıcaklık ve nem artışıyla doğrudan ilişkilidir. İklim değişikliği nedeniyle özellikle İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde aktif kene dönemi artık mart ayından kasım ayına kadar uzamaktadır. Ayrıca vahşi yaşam alanlarının insan yerleşimlerine yaklaşması, zoonotik hastalık riskini artırmıştır.
4. Veteriner ve Halk Sağlığı Önlemleri
Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı koordineli olarak kene ile mücadele programları yürütmektedir. Bu programlarda:
Kırsal alanlarda kenelere karşı çevresel ilaçlama,
Halk bilgilendirme kampanyaları,
Veteriner kliniklerinde erken teşhis laboratuvar testleri yapılmaktadır.
5. Risk Azaltma Önerileri
Hayvancılıkla uğraşan kişiler koruyucu kıyafet giymeli,
Çiftlik çevresi düzenli ilaçlanmalı,
Hayvanlarda yıl boyu antiparaziter program uygulanmalı,
Yaz aylarında KKKA vakalarının arttığı bölgelerde dikkatli olunmalı.
Türkiye genelinde her yıl binlerce kene vakası bildirilmektedir. Bu nedenle hem bireysel hem kurumsal farkındalık, kene kaynaklı hastalıkların kontrolünde en etkili savunmadır.
Kene Isırığı Sonrası Gözlemlenmesi Gereken Klinik Belirtiler (Evcil Hayvan + İnsan)
Kene ısırığı sonrası hem evcil hayvanlarda hem insanlarda görülebilecek belirtiler, genellikle enfekte kenenin türüne ve bulaşan etkenin tipine bağlı olarak değişir. Ancak erken fark edilen klinik bulgular, ölümcül olabilecek enfeksiyonların önüne geçilmesinde kritik rol oynar.
Evcil Hayvanlarda Gözlemlenmesi Gereken Belirtiler
Evcil hayvanlarda kene kaynaklı hastalıklar genellikle 3 ila 14 gün sonra belirtiler göstermeye başlar. En yaygın gözlemler şunlardır:
Ateş ve halsizlik: Kene ısırığından birkaç gün sonra vücut ısısında artış, yorgunluk ve uyku isteği görülebilir.
İştahsızlık ve kilo kaybı: Enfekte hayvanlarda iştah azalır, özellikle köpeklerde belirgin kilo kaybı yaşanır.
Diş eti ve göz kapaklarında solgunluk: Kene kaynaklı anemi geliştiğinde mukozalarda belirgin renk solması olur.
İdrar renginde koyulaşma: Babesiosis gibi eritrosit paraziti hastalıklarında, idrar rengi kahverengi veya kırmızıya dönebilir.
Lenf düğümlerinde büyüme: Özellikle Ehrlichiosis enfeksiyonlarında boyun ve kasık bölgesindeki lenf düğümleri büyür.
Solunum sıkıntısı ve öksürük: Kan hücrelerine yerleşen parazitler dokuların oksijenlenmesini azaltır.
Davranış değişiklikleri: Halsizlik, aşırı uyuma, oyun isteğinde azalma, hatta bazen saldırganlık veya huzursuzluk görülebilir.
Veteriner klinikleri bu durumlarda genellikle kan testleriyle tanı koyar. Tedavi, antibiyotikler (örneğin doksisiklin), destek serumları ve gerekirse antiprotozoal ilaçlarla sürdürülür. Ancak en önemli adım, erken teşhis ve mevsimsel koruma programlarının aksatılmamasıdır.
İnsanlarda Gözlemlenmesi Gereken Belirtiler
İnsanlarda kene kaynaklı hastalıkların belirtileri genellikle 2–7 gün sonra ortaya çıkar. Özellikle KKKA, Lyme ve Anaplasmosis gibi hastalıklarda erken farkındalık hayat kurtarıcıdır.
Dikkat edilmesi gereken başlıca semptomlar:
Yüksek ateş (>38°C)
Şiddetli baş ve kas ağrıları
Mide bulantısı, iştahsızlık, karın ağrısı
Ciltte morarma veya kanama eğilimi (KKKA belirtisi)
Isırık yerinde boğa gözü şeklinde kızarıklık (Lyme hastalığı belirtisi)
Göz kararması, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı
Eklem ağrıları ve kas zayıflığı
Kene ısırığından sonra bu belirtiler geliştiğinde beklenmemeli, en kısa sürede hastaneye başvurulmalıdır. Özellikle son yıllarda İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde KKKA vakaları, Marmara ve Ege’de Lyme vakaları rapor edilmektedir.
Evcil hayvanlarla aynı ortamda yaşayan kişiler de risk altındadır, çünkü kene konak değiştirerek insanlara geçebilir. Bu nedenle hem hayvan hem insan düzenli kontrol edilmelidir.
Kenelere Karşı Aşılama, Bağışıklık ve Koruyucu Hekimlik Uygulamaları
Kenelerle mücadelede en etkili strateji, enfeksiyon oluşmadan önce önlem almaktır. Kene kaynaklı hastalıkların çoğuna karşı özel aşılar geliştirilmemiştir; ancak koruyucu hekimlik uygulamaları ve bağışıklık destekleri enfeksiyon riskini ciddi ölçüde azaltabilir.
Evcil Hayvanlarda Koruyucu Uygulamalar
Düzenli antiparaziter program: Veteriner onaylı spot-on, tablet veya tasma ürünleri her mevsim düzenli olarak kullanılmalıdır.
Kan testleri: Riskli bölgelerde yaşayan hayvanlara yılda en az iki kez (ilkbahar ve sonbaharda) kan testi yapılmalıdır.
Bağışıklık sistemi desteği: Vitamin takviyeleri, dengeli beslenme ve stres yönetimi, hastalıklara karşı direnci artırır.
Aşı uygulamaları: Kenelerin taşıdığı Babesia canis etkenine karşı bazı ülkelerde aşılar mevcuttur. Türkiye’de henüz yaygın olmasa da ilerleyen dönemde bu tür biyolojik ürünlerin kullanımı artacaktır.
İnsanlarda Koruyucu Uygulamalar
İnsanlar için şu anda yaygın olarak kullanılan bir “kene aşısı” bulunmamaktadır. Ancak riskli bölgelerde çalışan kişilere (örneğin veterinerler, çiftçiler, ormancılar) yönelik koruyucu eğitimler ve erken uyarı sistemleri uygulanmaktadır.
Koruyucu kıyafetler (uzun kollu giysi, bot, pantolon paçası çorap içinde),
Kene kovucu spreylerin düzenli kullanımı,
Kene ısırıklarının kayıt altına alınması ve laboratuvar analizlerinin takip edilmesi.
Toplumsal ve Çevresel Koruyucu Hekimlik
Kene popülasyonunu azaltmak için toplu ilaçlama programları ve çevre kontrolü büyük önem taşır. Belediyeler ve veteriner müdürlükleri bu süreçte koordineli çalışmalıdır. Özellikle kırsal alanlarda düzenli bilgilendirme toplantıları, halkın farkındalığını artırır.
Bağışıklık Sisteminin Rolü
Hem insanlarda hem hayvanlarda güçlü bağışıklık sistemi enfeksiyon riskini azaltır. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi gibi faktörler, vücudun savunma mekanizmalarını destekler.
Sonuç olarak: Kene kaynaklı hastalıklarla mücadele yalnızca ilaç uygulamasıyla değil, çok katmanlı bir koruyucu sistemle mümkündür. Düzenli kontroller, hijyen, çevre yönetimi ve eğitim, bu zincirin en güçlü halkalarıdır.

Kenelerin Ekolojik Önemi ve İklim Değişikliğinin Kene Popülasyonuna Etkisi
Keneler genellikle hastalık taşıyıcı parazitler olarak bilinse de, ekosistem içinde belirli bir role sahiptir. Her ne kadar bu rol doğrudan “yararlı” gibi görünmese de, doğadaki denge açısından önem taşır. Keneler; kuşlar, sürüngenler, küçük memeliler ve bazı böcek türleri için besin kaynağıdır. Bu nedenle doğadaki varlıkları, gıda zincirinin devamlılığını destekler.
1. Ekolojik Rol
Keneler, doğadaki enerji döngüsüne katkıda bulunur. Kan emdikleri canlılardan aldıkları besinlerle kendi yaşam döngülerini sürdürürken, kendileri de bazı avcı böcekler için besin haline gelir.
Vahşi yaşam popülasyonları üzerinde biyolojik denge unsuru oluştururlar. Bazı bilimsel çalışmalarda, kene kaynaklı hastalıkların belirli popülasyonları doğal olarak sınırladığı gösterilmiştir.
Toprak ekosistemlerinde kene yumurtalarının ve larvalarının ayrışması, mikroorganizmalar için bir besin kaynağı sağlar.
Ancak, bu ekolojik işlevlerine rağmen, kenelerin çoğalması kontrolsüz hale geldiğinde hem hayvan sağlığını hem de halk sağlığını tehdit eder. Bu nedenle ekolojik önemi, sınırlı ve dengeli popülasyon koşullarında geçerlidir.
2. İklim Değişikliğinin Etkisi
Küresel ısınma ve iklim değişikliği, son 20 yılda kene popülasyonlarını dramatik biçimde artırmıştır. Ortalama sıcaklıkların yükselmesi, nem oranlarının değişmesi ve kış aylarının yumuşaması, kenelerin yaşam döngüsünü uzatmıştır.
Önceden sadece ilkbahar ve yaz aylarında aktif olan türler, artık yılın 9–10 ayında etkin hale gelmiştir.
Özellikle Türkiye, Balkanlar ve Güney Avrupa’da Ixodes ricinus ve Hyalomma marginatum türlerinin kuzeye doğru yayıldığı belgelenmiştir.
Kış uykusuna yatmadan yaşam döngüsünü sürdürebilen “soğuk toleranslı kene türleri” ortaya çıkmıştır.
Bilimsel gözlemler, son 15 yılda kene kaynaklı hastalıkların coğrafi yayılımının %30’dan fazla arttığını göstermektedir. Bu durum hem veteriner hekimliği hem de halk sağlığı için yeni risk alanlarının doğmasına neden olmuştur.
3. Ekosistem Değişimleri
Orman alanlarının azalması, tarımsal arazilerin genişlemesi ve yaban hayatının yerleşim alanlarına yaklaşması, kenelerin insan ve evcil hayvanlarla daha fazla temas etmesine yol açmıştır.Ayrıca kentleşme ve yeşil alanların artışı (örneğin park ve site bahçeleri) şehir merkezlerinde bile kene vakalarının görülmesine neden olmaktadır.
Kısacası iklim değişikliği, kenelerin yalnızca sayısını değil, coğrafi dağılımını ve bulaştırdığı hastalıkların çeşitliliğini de artırmıştır. Bu da koruyucu önlemlerin artık bölgesel değil, ulusal ölçekte ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir.
Toplum Sağlığı Perspektifinden Kene Riskinin Yönetimi ve Bilinçlendirme Stratejileri
Kenelerle mücadele yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, toplum sağlığını ilgilendiren kolektif bir konudur. Bu nedenle etkin bir kontrol stratejisi, halk sağlığı, veterinerlik ve çevre yönetimi disiplinlerinin birlikte hareket etmesini gerektirir.
1. Toplum Düzeyinde Farkındalık
Kamu spotları, sosyal medya kampanyaları ve yerel eğitim seminerleriyle halk bilgilendirilmelidir.
Özellikle tarım, hayvancılık ve doğa turizmiyle uğraşan kesimlerde düzenli bilgilendirme programları yapılmalıdır.
Okullarda çocuklara yönelik “doğada güvenli davranış” eğitimleri verilmelidir.
2. Kurumsal Sorumluluklar
Sağlık Bakanlığı: KKKA ve diğer zoonotik hastalıkların izlenmesi, vaka bildirimi ve laboratuvar altyapısının güçlendirilmesinden sorumludur.
Tarım ve Orman Bakanlığı: Hayvancılık bölgelerinde çevresel ilaçlama, veteriner kliniklerinde koruyucu tedavi ve kene yoğunluk haritalarının oluşturulmasını sağlar.
Belediyeler: Park, bahçe ve piknik alanlarında düzenli ilaçlama ve bilgilendirme tabelaları yerleştirmelidir.
3. Bilimsel Takip ve Erken Uyarı Sistemleri
Modern kene izleme sistemleri, uydu destekli çevre analizleriyle kenelerin aktif olduğu bölgeleri tespit edebilir. Bu veriler kullanılarak “erken uyarı haritaları” hazırlanabilir.Ayrıca veteriner kliniklerinden gelen vaka bildirimleri, halk sağlığı merkezleriyle entegre edilmelidir. Böylece yeni hastalık kümelenmeleri hızlıca saptanabilir.
4. Bireysel Koruma ve Eğitim
Toplum bilincinin en önemli parçası bireysel farkındalıktır. Her evcil hayvan sahibi, kene mevsiminde:
Koruyucu ürünleri düzenli kullanmalı,
Açık alanda zaman geçirdikten sonra kendini ve hayvanını kontrol etmeli,
Belirti gördüğünde profesyonel yardım almalıdır.
5. Bilinçlendirme Stratejilerinin Uzun Vadeli Etkisi
Araştırmalar, kene kaynaklı hastalıkların kontrol altına alınmasında halk bilincinin aşı kadar etkili olabileceğini göstermektedir. Eğitimli bireyler, yalnızca kendi hayvanlarını değil, toplum genelindeki bulaşma zincirini de azaltır.
Sonuç olarak, kenelere karşı etkin mücadele için bireysel, kurumsal ve çevresel adımların bütünleşmesi gerekir. Sadece ilaç değil, bilgi, farkındalık ve sürdürülebilir davranış değişikliği uzun vadeli çözümün temelidir.

Evcil Hayvanlarda Kene Kaynaklı Anemi, Ateş ve Halsizlikte İzlenecek Klinik Yol
Keneler tarafından taşınan patojenler, özellikle kan hücrelerine saldırarak ciddi sistemik bozukluklara yol açar. Evcil hayvanlarda bu durumun en belirgin belirtileri anemi (kansızlık), ateş ve halsizliktir. Bu üçlü tablo, veteriner hekimler için kene kaynaklı hastalıkların en önemli uyarı sinyallerindendir.
1. Klinik Değerlendirme
Kene ısırığı sonrası evcil hayvanda genel durum bozulduğunda, öncelikle anamnez alınır:
Son dışarı çıkma zamanı,
Kene teması olup olmadığı,
Önleyici ürün kullanımı,
Belirtilerin başlama süresi.
Fizik muayene sırasında şu bulgular dikkat çeker:
Mukozalarda solgunluk (anemi bulgusu),
Vücut ısısının 39–41°C’ye yükselmesi,
Nabızda artış,
Halsizlik, oyun isteğinde azalma,
Kene ısırığı bölgelerinde kızarıklık veya kabuklanma.
2. Laboratuvar İncelemeleri
Kene kaynaklı enfeksiyonların tanısında laboratuvar testleri hayati önemdedir.
Tam Kan Sayımı (CBC): Anemi, trombositopeni veya lökopeni saptanabilir.
Kan yayması (frotis): Mikroskop altında Babesia canis, Ehrlichia canis veya Anaplasma platys etkenleri doğrudan gözlemlenebilir.
Serolojik Testler (ELISA): Özellikle Lyme ve Ehrlichiosis tanısında antikor varlığı araştırılır.
PCR Analizi: En duyarlı tanı yöntemidir; etkenin DNA’sını tespit eder.
3. Destekleyici Bulgular
Kene kaynaklı hastalıklarda dalak ve karaciğer büyümesi, hemoglobin düşüşü ve idrar renginde koyulaşma sıktır. Böbrek fonksiyon testlerinde üre ve kreatinin artışı, sistemik etkilenmeyi gösterir.
4. Klinik Yönetim
Antibiyotik tedavisi: Doksisiklin genellikle ilk tercihtir (minimum 28 gün).
Antiprotozoal ilaçlar: Babesiosis vakalarında imidocarb dipropionate kullanılır.
Destek tedavisi: Serum takviyesi, B-kompleks vitaminleri ve karaciğer koruyucular tedavinin önemli parçasıdır.
Kan transfüzyonu: Ciddi anemisi olan hastalarda hayat kurtarıcı olabilir.
5. Takip ve İzleme
Tedavi sonrası 10–14 gün aralıklarla yeniden kan tahlili yapılmalıdır. Enfeksiyon tam temizlenmemişse hastalık kronikleşebilir. Özellikle Ehrlichiosis vakalarında, trombosit değerleri normale dönene kadar izlem sürdürülmelidir.
Kritik Not: Kene kaynaklı anemi ve ateş durumlarında erken teşhis, tedavi başarısını %90’ın üzerine çıkarır. Geciken vakalarda ölüm oranı dramatik biçimde artar.
Kene Vakalarında Doğru Laboratuvar Tanısı ve Tedavi Protokolleri
Kene kaynaklı hastalıkların çoğu klinik olarak benzer belirtiler gösterir. Bu nedenle doğru tanı, yalnızca klinik gözleme değil, laboratuvar analizlerine dayanmalıdır.
1. Tanısal Yaklaşım Basamakları
Klinik öykü ve risk değerlendirmesi: Hayvanın kene temas öyküsü, yaşadığı bölge, kullanılan koruyucu ürünler.
Kan örneği alma: EDTA’lı tüpte alınan tam kan örnekleri mikroskobik incelemeye hazırlanır.
Kan yayması (Giemsa boyama):
Babesia canis eritrosit içinde halka veya armut şeklinde görünür.
Ehrlichia canis lökositlerde mor-mavi renkli inklüzyon cisimcikleri olarak gözlenir.
Anaplasma platys trombositlerde küçük mavi mor lekeler oluşturur.
ELISA veya IFAT testleri: Özellikle subklinik enfeksiyonların belirlenmesinde kullanılır.
PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu):
Hastalık etkeninin genetik materyalini doğrudan tespit eder.
Spesifik ve duyarlıdır; özellikle karışık enfeksiyonlarda etken ayrımını sağlar.
2. Tedavi Protokolleri
Tedavi, enfeksiyonun etkenine göre değişir:
Hastalık | Etken | Temel Tedavi | Süre |
Ehrlichiosis | Ehrlichia canis | Doksisiklin 10 mg/kg PO | 28 gün |
Babesiosis | Babesia canis | Imidocarb dipropionate 6 mg/kg IM | 14 gün arayla 2 doz |
Anaplasmosis | Anaplasma platys | Doksisiklin + destek tedavisi | 21–28 gün |
Lyme Disease | Borrelia burgdorferi | Doksisiklin + NSAID destek | 4 hafta |
KKKA (hayvanda taşıyıcılık) | Hyalomma marginatum vektör kaynaklı | Semptomatik ve destek tedavisi | - |
3. Destekleyici Tedavi
Sıvı tedavisi: Dehidratasyonu önler, toksinlerin atılımını hızlandırır.
Kan transfüzyonu: Ciddi anemide uygulanır.
Antioksidanlar: C vitamini ve hepatoprotektif ilaçlar karaciğer yükünü azaltır.
Ateş kontrolü: Gerekirse antipiretik ilaçlar kullanılır.
4. Koruyucu Yaklaşım
Tedavi tamamlandıktan sonra hayvanlara yeniden kene bulaşmasını önlemek için aylık koruma programı başlatılmalıdır. Ayrıca, aynı ortamda yaşayan diğer hayvanlara da profilaktik tedavi önerilir.
5. İnsan Teması Durumunda
Kene çıkarılırken çıplak elle temas eden kişiler de tıbbi değerlendirmeye alınmalıdır. KKKA gibi zoonotik risk taşıyan durumlarda, veteriner klinikleri Halk Sağlığı Merkezine vaka bildirimi yapmalıdır.
Sonuç: Kene kaynaklı hastalıkların laboratuvar temelli tanısı, yalnızca tedaviyi değil, bölgesel salgınların önlenmesini de sağlar. Bu nedenle her şüpheli vakada kan analizi + PCR + klinik gözlem üçlüsü mutlaka uygulanmalıdır.

Kene Kaynaklı Hastalıkların Tanısında Veteriner Onayı Gereken Durumlar
Kene vakalarının bir kısmı evde basit müdahalelerle yönetilebilse de, bazı durumlarda mutlaka veteriner hekim onayı gereklidir. Çünkü yanlış tanı veya tedavi gecikmesi, özellikle köpek ve kedilerde ölümcül sonuçlar doğurabilir. Veteriner hekim müdahalesi; hem doğru ilaç seçimini hem de olası komplikasyonların önlenmesini sağlar.
1. Kene Sayısının Fazla Olduğu Durumlar
Evcil hayvanın vücudunda birden fazla kene bulunuyorsa, özellikle baş, kulak arkası, kuyruk kökü ve koltuk altı gibi alanlarda toplu tutunmalar varsa, veteriner hekim müdahalesi şarttır. Bu durum, sistemik enfeksiyon riskini artırır.
2. Kene Isırığı Sonrası Klinik Belirti Gelişen Hayvanlar
Yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık,
Diş eti solgunluğu, sarılık,
Burun veya diş eti kanaması,
Gözlerde donukluk veya kırmızı renk değişikliği,
İdrarda koyulaşma, kusma veya ishal.
Bu belirtiler başladığında hastalık genellikle kan dolaşımına girmiştir. Bu durumda, hekim gözetiminde kan testleri yapılmalı ve tedaviye başlanmalıdır.
3. Kene Parçalarının Ciltte Kalması
Kene çıkarma işlemi sırasında baş kısmı veya ağız parçaları deride kalabilir. Bu durumda enfeksiyon riski yüksektir. Veteriner hekim, steril koşullarda küçük bir cerrahi müdahale ile kalıntıyı çıkarır ve lokal antibiyotik uygular.
4. Yavru, Hamile veya Kronik Hastalığı Olan Hayvanlar
Bu gruplarda bağışıklık sistemi zayıftır. Kene ısırığı kısa sürede ağır enfeksiyona veya toksik etkilere neden olabilir. Ayrıca kene ilaçlarının dozajı bu hayvanlarda farklıdır; veteriner onayı olmadan uygulanmamalıdır.
5. Evde Uygulanan Koruyucu Ürünlerde Yan Etki Gözlenmesi
Bazı spot-on veya tablet ürünleri hayvanda alerjik reaksiyonlara (kaşıntı, tüy dökülmesi, kızarıklık, aşırı salya) neden olabilir. Bu durumda ürünün içeriği ve dozu veteriner tarafından yeniden düzenlenmelidir.
6. Bölgesel Salgın veya Şüpheli Kene Vakaları
Eğer yaşanılan bölgede kene kaynaklı hastalık bildirimi varsa (ör. KKKA vakaları), evcil hayvanda asemptomatik taşıyıcılık bile risk oluşturabilir. Bu durumda veteriner klinikleri, gerekli testleri yaparak halk sağlığı otoritelerine bildirimde bulunur.
Sonuç: Her kene vakası basit görünse de, özellikle belirtilerin başlamasıyla birlikte profesyonel değerlendirme yapılmadan ilaç kullanımı sakıncalıdır. Veteriner hekim onayı, hem doğru tedavi hem de zoonotik riskin kontrolü açısından vazgeçilmezdir.
Kene Uygulaması Sonrası Bakım ve Etkinlik Kontrolü
Kene çıkarma işlemi veya koruyucu ürün uygulaması sonrası hayvanın dikkatle gözlemlenmesi gerekir. Çünkü her organizmanın ilaçlara verdiği tepki farklı olabilir. Ayrıca koruyucu ürünlerin etkisinin devam edip etmediğini anlamak için düzenli kontroller şarttır.
1. Cilt ve Uygulama Alanı Takibi
Spot-on ürün uygulandıysa, ilk 48 saat boyunca hayvan banyo yaptırılmamalıdır.
Uygulama bölgesinde kızarıklık, tahriş veya tüy dökülmesi gözlenirse, bölge antiseptik solüsyonla silinmeli ve gerekirse veteriner kontrolüne gidilmelidir.
Sprey veya tasma uygulamalarında aşırı kaşınma veya deri döküntüsü görülürse ürün derhal çıkarılmalıdır.
2. Davranışsal Gözlem
Bazı antiparaziter ürünler sinir sistemini etkileyebilir. Uygulama sonrası hayvanda:
Aşırı salya akışı,
Titreme, dengesizlik,
Kusma, iştahsızlık,
Huzursuzluk gibi durumlar gözlenirse veteriner hekimle iletişime geçilmelidir.
Bu belirtiler genellikle doz aşımı veya alerjik reaksiyon kaynaklıdır.
3. Etkinlik Kontrolü
Koruma uygulamasının başarılı olup olmadığını anlamak için:
Hayvanın tüyleri haftada bir taranmalı,
Deri yüzeyinde yeni kene tutunmaları aranmalı,
Özellikle ense, kulak arkası ve kasık bölgeleri incelenmelidir.
Eğer kene görülüyorsa, ürünün etkisi azalmış olabilir. Bu durumda veteriner, farklı bir etken madde içeren alternatif koruma planı önerebilir.
4. Çevre Temizliği
Kene uygulaması sadece hayvan üzerinde değil, yaşam alanında da yapılmalıdır.
Hayvan yatağı, battaniyeler ve oyuncaklar 60°C’de yıkanmalı,
Bahçe veya balkon alanı çevresel spreylerle ilaçlanmalıdır.Bu önlemler, yeniden bulaşma riskini azaltır.
5. Aylık Rutin Takip
Veteriner klinikleri, düzenli hasta kayıt sistemleri sayesinde her hayvan için mevsimsel kene koruma takvimi oluşturabilir.
Spot-on ürünlerde her 4 haftada bir,
Tablet formüllerde her 8–12 haftada bir uygulama yapılmalıdır.Uygulama tarihleri bir deftere veya telefon hatırlatıcısına kaydedilmelidir.
6. Etkinliğin Laboratuvar Kontrolü
Bazı durumlarda veteriner hekim, kan testleriyle koruma ürününün etkinliğini dolaylı olarak kontrol edebilir. Özellikle yoğun kene bölgelerinde, profilaktik tedaviye rağmen parazitemi görülebiliyorsa ürün değiştirilir.
Sonuç olarak: Kene uygulaması sonrası bakım, en az uygulamanın kendisi kadar önemlidir. Doğru takip, yan etki riskini azaltır ve uzun vadede parazit kontrolünde maksimum başarı sağlar.
Sonuç ve Genel Değerlendirme
Keneler, hem evcil hayvanlar hem de insanlar için ciddi sağlık riskleri taşıyan, ancak doğru bilgi ve koruma yöntemleriyle tamamen kontrol altına alınabilen parazitlerdir. Onları sadece küçük bir dış parazit olarak görmek büyük bir hatadır; çünkü bulaştırdıkları hastalıkların çoğu kan dolaşımını, organ fonksiyonlarını ve bağışıklık sistemini etkileyerek ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Köpek ve kedilerde görülen Ehrlichiosis, Babesiosis, Anaplasmosis ve Lyme hastalığı gibi enfeksiyonlar erken dönemde fark edilirse tamamen tedavi edilebilir. Ancak geç kalınan durumlarda hastalık kronikleşir, organ yetmezliğine ve anemiye yol açabilir.
Kene mücadelesinin üç temel ayağı vardır:
Koruyucu ürünlerin düzenli kullanımı (spot-on, tablet, tasma vb.)
Ev ve çevre hijyeninin sağlanması
Erken teşhis ve veteriner kontrolü
Ayrıca toplumun bu konuda bilinçlenmesi, bireysel farkındalık kadar önemlidir. Çünkü kene kaynaklı hastalıklar yalnızca hayvanları değil, aynı ortamda yaşayan insanları da etkiler.
İklim değişikliğiyle birlikte Türkiye’de ve dünyada kene mevsimi artık tüm yıla yayılmıştır. Bu nedenle koruma uygulamaları sadece yaz aylarında değil, 12 ay boyunca kesintisiz devam etmelidir.
Sonuç olarak, kenelerle savaşta en güçlü silah bilgi, düzenli koruma ve profesyonel veteriner desteğidir. Her hayvan sahibi, kene kontrolünü bir “mevsimsel tedbir” değil, bir yaşam standardı haline getirmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Keneler evcil hayvanlara nasıl bulaşır?
Keneler genellikle çimen, ot, çalı veya yaprak altlarında bekleyerek geçen bir hayvana tutunur. Vücut ısısı, karbondioksit ve titreşimleri algılayarak atlayıp deriye yapışırlar. Açık alan gezilerinden sonra tutunma riski artar.
Keneler insanlara doğrudan evcil hayvanlardan bulaşır mı?
Evet, kene dolaylı olarak evcil hayvandan insana geçebilir. Özellikle çıkarılırken çıplak elle temas edilirse yeni bir konağa tutunabilir.
Kene ısırığı hemen fark edilir mi?
Hayır. Kenelerin salgıladığı anestezik sıvı nedeniyle ısırık çoğu zaman hissedilmez. Birkaç saat sonra kızarıklık veya kaşıntı fark edilebilir.
Kene ısırığı sonrası ilk yardım nasıl yapılır?
Kene cımbızla baş kısmından tutulup dik şekilde çıkarılmalı ve bölge antiseptikle temizlenmelidir. Parçalanma riski varsa veteriner veya doktora gidilmelidir.
Keneler ev ortamında yaşayabilir mi?
Evet. Sıcak ve nemli ortamlarda, yatak, halı ve mobilya arasında kısa süreli yaşayabilirler. Düzenli temizlik riski azaltır.
Keneler hangi aylarda daha aktiftir?
Türkiye’de mart–kasım arası aktiftir. En yoğun dönem nisan–temmuzdur. İklim değişikliğiyle kışın da aktif olabilirler.
Keneler hayvanların kanını emerken ne kadar kalır?
Bir kene 3–10 gün boyunca kan emer. Doyduğunda kendiliğinden düşer ancak bu süreçte hastalık bulaştırabilir.
Kene ısırığı her zaman hastalık bulaştırır mı?
Hayır, her kene taşıyıcı değildir. Ancak risk bulunduğundan her ısırık tıbbi olay olarak değerlendirilmelidir.
Kene taşıyıcısı olduğu hastalıkları nasıl bulaştırır?
Kan emme sırasında tükürükle birlikte bakteri, virüs veya protozoonlar konağın kanına geçer. Genellikle ilk 24–48 saatte gerçekleşir.
Evcil hayvanımda kene buldum, hemen banyo yaptırabilir miyim?
Hayır. Kene çıkarılmadan banyo yaptırmak keneyi öldürmez, hatta daha derine girmesine neden olabilir.
Köpeğime her ay spot-on damla uyguluyorum, yine de kene buldum. Neden?
Etken maddeye direnç gelişmiş olabilir veya uygulama hatalı yapılmış olabilir. Veteriner farklı etken maddeli ürün önerebilir.
Kene ısırığından sonra hayvanımda halsizlik başladı. Ne yapmalıyım?
Bu durum enfeksiyon başlangıcı olabilir. En kısa sürede veterinerde kan tahlili yapılmalıdır. Erken tedavi komplikasyonu önler.
Kenelere karşı doğal yöntemler işe yarar mı?
Lavanta, neem veya okaliptüs yağı kısa süreli koruma sağlar ancak uzun süreli etki için veteriner onaylı ürünlerle birlikte kullanılmalıdır.
Kenelerin tamamen yok edilmesi mümkün mü?
Ekolojik sistem gereği tamamen yok edilemezler ancak popülasyon kontrol edilebilir. Düzenli koruma ve temizlik bulaşmayı azaltır.
Kenelerin vücudun hangi bölgelerine tutunması daha olasıdır?
Kulak arkası, boyun, karın altı, kasık ve kuyruk kökü en sık tutunma bölgeleridir.
Kene ısırığı sonrası ateş ve halsizlik görülmezse yine de test gerekir mi?
Evet. Ehrlichiosis ve Anaplasmosis gibi bazı hastalıklar belirti vermeden ilerleyebilir. Kan testi önerilir.
İnsanlarda kene ısırığı sonrası aşı var mı?
Kırım-Kongo’ya karşı yaygın bir aşı yoktur. Korunma; erken fark ve uygun kıyafettir.
Evcil hayvanlarda kene ısırığı sonrası karaciğer hasarı olur mu?
Evet. Özellikle Babesia ve Ehrlichia enfeksiyonlarında karaciğer en çok etkilenen organdır.
Kene ısırığından sonra bölgeyi sıkmak zararlı mı?
Evet. Kene sıkıldığında içeriği kana karışabilir ve bulaşma riski artar.
Keneler uçabilir veya zıplayabilir mi?
Hayır. Uçamaz ve zıplayamazlar. Ot ve çalı uçlarına tırmanıp temas eden canlıya tutunurlar.
Evdeki tüm hayvanlara aynı anda kene ilacı uygulamak gerekir mi?
Evet. Keneler bir hayvandan diğerine geçebileceği için koruma eş zamanlı yapılmalıdır.
Kene ısırığı sonrası yara izi kalır mı?
Genellikle kalmaz. Yanlış çıkarma veya enfeksiyon olursa iz kalabilir.
Kene tasması yavru köpeklerde kullanılabilir mi?
Genellikle 7 haftalıktan büyük yavrularda kullanılabilir. Uygun doz veteriner tarafından belirlenmelidir.
Keneler soğukta ölür mü?
Tam olarak ölmezler. Kışın pasifleşirler fakat uygun nemde aylarca canlı kalabilirler.
Keneler neden bazı hayvanlara daha çok tutunur?
Koku, deri ısısı ve tüy yapısı keneleri çeker. Ayrıca bağışıklığı düşük veya dışarıda çok zaman geçiren hayvanlar daha risklidir.
Sources
World Health Organization (WHO) – Tick-borne diseases overview
Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Tick safety and prevention
Turkish Ministry of Health – KKKA and vector-borne disease reports
American Veterinary Medical Association (AVMA) – Tick prevention guidelines
Mersin Vetlife Veterinary Clinic – Haritada Aç: https://share.google/XPP6L1V6c1EnGP3Oc
