top of page

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

  • Yazarın fotoğrafı: Veteriner Hekim Doğukan Yiğit ÜNLÜ
    Veteriner Hekim Doğukan Yiğit ÜNLÜ
  • 4 gün önce
  • 8 dakikada okunur
Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026 Nedir?

“Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026” ifadesi, Türkiye’de sahipsiz sokak köpeklerine ilişkin mevcut yasal düzenlemelerin 2026 yılı itibarıyla geldiği son noktayı ifade eder. Bu kapsam, yalnızca tek bir kanundan ibaret değildir; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, bu kanunda yapılan değişiklikler, ikincil mevzuat niteliğindeki yönetmelikler ve Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirilerek oluşur.

2026 yılı itibarıyla sokak köpekleriyle ilgili düzenlemeler, hem hayvan refahı hem de kamu güvenliği başlıklarını aynı anda ele alan bir çerçeveye sahiptir. Yasa koyucu, bir yandan sahipsiz hayvanların korunmasını amaçlarken, diğer yandan belediyelere ve ilgili kurumlara somut sorumluluklar ve uygulama takvimleri yüklemiştir.

Bu dönemde “güncel durum” ifadesi özellikle önemlidir. Çünkü önceki yıllarda yürürlükte olan hükümler, sahada uygulama sorunları, belediyeler arası farklılıklar ve hukuki tartışmalar nedeniyle sıkça eleştirilmiştir. 2026 itibarıyla yapılan düzenlemeler, bu eleştirileri azaltmayı ve uygulamada birlik sağlamayı hedeflemektedir.

Dolayısıyla “Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026”, sokak köpeklerinin toplanması, bakımevlerine alınması, rehabilitasyonu, sahiplendirilmesi ve belediyelerin bu süreçlerdeki yükümlülüklerini mevcut mevzuat ışığında açıklayan bir çerçeveyi ifade eder.

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

2026 Öncesinde Türkiye’de Sokak Köpekleriyle İlgili Yasal Çerçeve

2026 yılına gelinmeden önce Türkiye’de sokak köpekleriyle ilgili temel yasal dayanak, uzun yıllar boyunca 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu olmuştur. Bu kanun, sahipsiz hayvanların korunmasını esas almış ve “yakala–kısırlaştır–aşıla–aldığın yere bırak” yaklaşımını temel politika olarak benimsemiştir.

Bu dönemde belediyelere, sahipsiz köpekler için bakımevleri kurma, kısırlaştırma ve rehabilitasyon hizmetlerini yürütme sorumluluğu verilmiş; ancak uygulamada bu sorumlulukların ülke genelinde eşit şekilde yerine getirilemediği sıkça dile getirilmiştir. Belediyelerin mali imkânları, altyapı eksiklikleri ve personel yetersizlikleri, yasanın sahadaki etkisini sınırlayan başlıca faktörler arasında yer almıştır.

2026 öncesi dönemde dikkat çeken bir diğer husus, yerel uygulamalar arasındaki büyük farklılıklardır. Bazı belediyeler mevzuatı aktif biçimde uygularken, bazı bölgelerde kısırlaştırma ve kayıt süreçleri yeterli düzeyde yürütülememiştir. Bu durum hem hayvan refahı hem de insan güvenliği açısından kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır.

Ayrıca bu dönemde, sahipsiz köpeklerle ilgili düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğu ve uygulamaların hukuki sınırları da zaman zaman yargı denetimine konu olmuştur. Bu süreçler, 2026’ya gelinirken yasal çerçevenin yeniden ele alınmasının ve daha net, uygulanabilir hükümlerin oluşturulmasının önünü açmıştır.
Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, Türkiye’de sahipsiz hayvanlara ilişkin temel yasal dayanak olmaya devam etmekle birlikte, zaman içinde uygulamada ortaya çıkan sorunlar nedeniyle çeşitli değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerin ana amacı, kanunun yalnızca ilke düzeyinde kalmasını önlemek ve sahada daha net, bağlayıcı hükümler oluşturmak olmuştur.

Yapılan değişikliklerle birlikte, sahipsiz sokak köpekleri konusunda belediyelerin sorumluluk alanı daha açık şekilde tanımlanmıştır. Önceki düzenlemelerde yer alan genel ifadeler yerine, bakım, rehabilitasyon, kayıt altına alma ve sahiplendirme süreçlerine ilişkin yükümlülükler daha ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Bu durum, uygulamada yaşanan “yetki belirsizliği” sorununu azaltmayı hedeflemiştir.

5199 sayılı Kanun’da yapılan düzenlemelerde öne çıkan bir diğer husus, hayvan refahı ilkesinin korunmasıdır. Sahipsiz köpeklerin yaşam hakkının gözetilmesi, kötü muameleye karşı korunması ve sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması, kanunun temel yaklaşımı olarak korunmuştur. Aynı zamanda bu yaklaşımın, kamu düzeni ve insan güvenliğiyle çelişmeyecek şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

Değişiklikler kapsamında ayrıca, sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ve izlenebilirliğinin artırılması hedeflenmiştir. Bu sayede hem belediyelerin sorumlulukları somutlaştırılmış hem de sahipsiz köpeklerle ilgili verilerin daha sağlıklı şekilde tutulması amaçlanmıştır. Bu altyapı, 2026 itibarıyla yürürlüğe giren daha kapsamlı düzenlemelerin de temelini oluşturmuştur.

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

7527 Sayılı Kanun ile Gelen Yeni Düzenlemeler

7527 sayılı Kanun, 2026 yılına yaklaşılırken sokak köpekleriyle ilgili yasal çerçevede önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmiştir. Bu kanunla birlikte, sahipsiz köpekler konusunda yalnızca genel ilkeler değil, uygulamaya yönelik somut adımlar ve takvimler de mevzuata dâhil edilmiştir.

Yeni düzenlemelerle birlikte belediyelere, sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerine alınması, rehabilitasyonu ve sahiplendirilmesi süreçlerinde aktif ve sürekli bir rol yüklenmiştir. Önceki uygulamalarda görülen gecikmelerin ve farklılıkların azaltılması, bu düzenlemelerin temel hedeflerinden biri olmuştur. Kanun, yerel yönetimlerin sorumluluklarını yalnızca görev olarak değil, aynı zamanda hesap verilebilir bir yükümlülük olarak tanımlamıştır.

7527 sayılı Kanun’un dikkat çeken yönlerinden biri, uygulama süreçlerinin denetlenebilirliğinin artırılmasıdır. Bu kapsamda, belediyelerin yürüttüğü faaliyetlerin kayıt altına alınması, raporlanması ve ilgili kurumlar tarafından izlenmesi öngörülmüştür. Böylece hem hayvan refahı hem de kamu güvenliği açısından uygulamaların daha şeffaf hâle getirilmesi amaçlanmıştır.

Bu düzenlemeler, sahipsiz sokak köpekleri konusundaki tartışmaların tamamen sona erdiği anlamına gelmemektedir. Ancak 2026 itibarıyla yürürlükte olan mevzuat, önceki yıllara kıyasla daha net, daha bağlayıcı ve uygulamaya dönük bir yapı sunmaktadır. Bu yapı, sahadaki uygulamaların tek bir çerçevede değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır.

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026: Neler Değişti, Belediyelerin Yükümlülükleri ve Uygulama Adımları

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026 Kapsamında Belediyelerin Yükümlülükleri

2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan düzenlemeler, sokak köpekleri konusunda belediyelere açık ve somut yükümlülükler getirmiştir. Bu yükümlülükler yalnızca genel sorumluluk ifadeleriyle sınırlı olmayıp, planlama, uygulama ve raporlama aşamalarını da kapsayan bütüncül bir çerçeve sunmaktadır.

Belediyelerin temel yükümlülükleri arasında, sahipsiz köpeklerin tespit edilmesi, kayıt altına alınması, bakımevlerine alınması ve sağlık kontrollerinin yapılması yer almaktadır. Bu süreçlerde kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon hizmetlerinin düzenli şekilde yürütülmesi öngörülmektedir. Amaç, hem hayvan refahının korunması hem de sahipsiz köpek popülasyonunun kontrol altına alınmasıdır.

2026 düzenlemeleriyle birlikte belediyelerin, geçici ve kalıcı bakımevleri konusunda altyapı oluşturma yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmiştir. Bakımevlerinin kapasitesi, fiziki koşulları ve hizmet standartları mevzuatla ilişkilendirilmiş; bu alanlarda yaşanan eksikliklerin giderilmesi için belirli süreler tanınmıştır.

Ayrıca belediyelerin, yürüttükleri faaliyetleri belgelendirme ve raporlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sayede uygulamaların denetlenebilirliği artırılmakta ve mevzuata aykırı durumların tespiti kolaylaştırılmaktadır. Belediyeler arası uygulama farklılıklarının azaltılması da bu yaklaşımın hedefleri arasındadır.

Bu yükümlülükler, sokak köpekleri konusunun yalnızca geçici çözümlerle ele alınamayacağını; uzun vadeli, planlı ve sürdürülebilir bir yönetim modeli gerektirdiğini ortaya koymaktadır.

Sokak Köpeklerinin Toplanması, Bakımevleri ve Sahiplendirme Süreci

2026 itibarıyla yürürlükte olan mevzuat, sokak köpeklerinin toplanması ve bakımevlerine alınması sürecini belirli kurallara bağlamıştır. Bu süreç, keyfi uygulamalara kapalı olacak şekilde, hayvan refahı ilkeleri ve kamu düzeni dikkate alınarak düzenlenmiştir.

Toplama işlemleri, sahipsiz köpeklerin sağlık durumu, çevresel riskler ve kamu güvenliği gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Toplanan köpeklerin bakımevlerine alınmasının ardından sağlık kontrolleri, kısırlaştırma ve rehabilitasyon süreçleri başlatılır. Bu aşamalar, hayvanların hem fiziksel hem de davranışsal açıdan izlenmesini amaçlar.

Bakımevleri, mevzuata göre yalnızca geçici barınma alanları olarak değil, aynı zamanda sahiplendirme sürecinin yürütüldüğü merkezler olarak da tanımlanmaktadır. Sahiplendirme, 2026 düzenlemelerinde özellikle teşvik edilen bir uygulama olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda, sahiplendirilen köpeklerin kayıt altına alınması ve yeni sahiplerinin sorumluluklarının belirlenmesi önem taşımaktadır.

Sahiplendirme mümkün olmayan durumlarda, köpeklerin bakımevlerindeki yaşam koşullarının mevzuata uygun şekilde sürdürülmesi öngörülmektedir. Bu noktada amaç, geçici çözümler üretmekten ziyade, uzun süreli ve kontrol edilebilir bir sistem oluşturmaktır.

Bu süreçlerin tamamı, sokak köpekleri meselesinin yalnızca “toplama” odaklı değil; rehabilitasyon ve sahiplendirme temelli bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir.

2026 İtibarıyla Belediyelere Tanınan Süreler ve Uygulama Takvimi

2026 yılına gelinirken yapılan düzenlemeler, belediyelere sokak köpekleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için belirli süreler ve aşamalı bir uygulama takvimi tanımıştır. Bu yaklaşımın temel amacı, bir anda ve plansız uygulamaların ortaya çıkmasını önlemek ve yerel yönetimlerin gerekli altyapıyı oluşturmasına imkân sağlamaktır.

Uygulama takvimi kapsamında belediyelerden, öncelikle bakımevi kapasitesi ve teknik altyapı konusunda mevcut durumlarını değerlendirmeleri beklenmektedir. Ardından, eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tesislerin kurulması için mevzuatta öngörülen süreler devreye girmektedir. Bu süreler, belediyenin nüfusu, coğrafi yapısı ve sahipsiz köpek sayısı gibi faktörler dikkate alınarak şekillendirilmektedir.

2026 itibarıyla tanınan sürelerin bir diğer önemli yönü, kademeli denetim mekanizmalarıdır. Belediyelerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, belirli periyotlarla raporlama ve denetim yoluyla izlenmektedir. Bu sayede uygulamaların yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması ve sahada karşılık bulması hedeflenmektedir.

Bu süreç, sokak köpekleri meselesinin kısa vadeli çözümlerle ele alınamayacağını; aksine zaman, planlama ve koordinasyon gerektiren bir kamu politikası alanı olduğunu ortaya koymaktadır. Tanınan süreler, bu geçiş döneminin daha kontrollü ve öngörülebilir şekilde yönetilmesini amaçlamaktadır.

İnsan Güvenliği ile Hayvan Refahı Arasındaki Yasal Denge

2026 düzenlemelerinin en dikkat çekici yönlerinden biri, sokak köpekleri meselesini iki temel ilke arasında denge kurarak ele almasıdır: insan güvenliği ve hayvan refahı. Mevzuat, bu iki alanın birbirinin alternatifi değil, birlikte değerlendirilmesi gereken unsurlar olduğunu vurgulamaktadır.

İnsan güvenliği, özellikle kamuya açık alanlarda yaşanabilecek risklerin azaltılması açısından yasal düzenlemelerin önemli bir parçasıdır. Bu kapsamda sahipsiz köpeklerin kontrolsüz şekilde çoğalmasının önlenmesi, sağlık ve güvenlik risklerinin azaltılması hedeflenmektedir. Ancak bu hedef, hayvanlara yönelik kötü muamele veya keyfi uygulamalarla ilişkilendirilmemektedir.

Hayvan refahı ise 5199 sayılı Kanun’un temel yaklaşımı olarak korunmaya devam etmektedir. Sokak köpeklerinin yaşam hakkı, sağlık hizmetlerine erişimi ve uygun koşullarda barındırılması, 2026 itibarıyla yürürlükte olan düzenlemelerin vazgeçilmez unsurları arasındadır. Mevzuat, bu ilkelerin insan güvenliğiyle çatışmayacak şekilde uygulanmasını öngörmektedir.

Bu denge yaklaşımı, uygulamada karşılaşılan tartışmaların hukuki zeminini de şekillendirmektedir. Yasal metinler, tek taraflı çözümler yerine çok boyutlu ve ölçülü uygulamaları teşvik etmektedir. Böylece hem kamu düzeninin sağlanması hem de hayvan refahının korunması amaçlanmaktadır.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Sahadan Güncel Durum

2026 itibarıyla yürürlükte olan düzenlemeler, mevzuat düzeyinde daha net bir çerçeve sunmuş olsa da, sahadaki uygulamalarda çeşitli yapısal ve pratik sorunlar devam etmektedir. Bu sorunlar, yasanın varlığından ziyade uygulama kapasitesi ve yerel koşullarla doğrudan ilişkilidir.

Sahada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, bakımevi kapasitesinin yetersizliğidir. Özellikle büyükşehirler ve nüfusu hızla artan yerleşim alanlarında, sahipsiz köpek sayısı ile mevcut tesis kapasitesi arasında dengesizlikler görülmektedir. Bu durum, mevzuatta öngörülen süreçlerin eş zamanlı ve etkin biçimde yürütülmesini zorlaştırmaktadır.

Bir diğer önemli sorun, personel ve teknik altyapı eksikliğidir. Kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon hizmetlerinin düzenli şekilde yürütülmesi için yeterli veteriner hizmeti ve destek personeline ihtiyaç duyulmaktadır. Bazı belediyelerde bu hizmetlerin sürekliliği sağlanabilirken, bazı bölgelerde uygulamalar sınırlı kalabilmektedir.

Sahadan gelen veriler, uygulamaların belediyeden belediyeye farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu farklılıklar, hem mevzuatın yorumlanmasından hem de yerel yönetimlerin mali ve idari kapasitesinden kaynaklanmaktadır. 2026 düzenlemeleri bu farkları azaltmayı hedeflese de, geçiş sürecinde tam bir birlik sağlanmış değildir.

Ayrıca kamuoyundaki bilgi eksikliği ve yanlış bilgilendirme de uygulamada sorunlara yol açabilmektedir. Mevzuatın içeriğinin yeterince anlaşılmaması, sahadaki uygulamaların olduğundan farklı algılanmasına neden olabilmektedir. Bu durum, hem yerel yönetimler hem de vatandaşlar açısından iletişim ihtiyacını artırmaktadır.

Anayasa Mahkemesi Kararları ve Hukuki Tartışmalar

Sokak köpekleriyle ilgili yasal düzenlemeler, yalnızca idari uygulamalarla sınırlı kalmamış; aynı zamanda hukuki denetim ve yargı süreçlerinin de konusu olmuştur. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, 5199 sayılı Kanun ve bu kanunda yapılan değişikliklere ilişkin çeşitli başvuruları incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmelerinde, temel olarak yaşam hakkı, kamu yararı ve ölçülülük ilkesi ön plana çıkmaktadır. Mahkeme, sahipsiz hayvanlara ilişkin düzenlemelerin, hem hayvan refahını gözetmesi hem de kamu düzeni ve güvenliği açısından meşru bir amaca dayanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu kararlar, yasama organının takdir yetkisini tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte, uygulamaların sınırlarını belirleyen bir çerçeve sunmaktadır. Keyfi, ölçüsüz veya hayvan refahını göz ardı eden uygulamaların hukuki denetimden geçemeyeceği açıkça ortaya konmuştur.

2026 itibarıyla yürürlükte olan düzenlemeler, Anayasa Mahkemesi’nin bu yaklaşımını dikkate alarak şekillendirilmiştir. Bu nedenle mevcut yasal çerçeve, önceki yıllara kıyasla daha dikkatli ve dengeli bir dil içermektedir. Hukuki tartışmalar tamamen sona ermiş olmasa da, yargı kararları uygulama süreçlerine önemli bir rehberlik sağlamaktadır.

Türkiye Sokak Köpekleri Yasası Güncel Durum 2026 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

2026 yılı itibarıyla sokak köpekleriyle ilgili düzenlemeler, kamuoyunda birçok soru ve belirsizliği de beraberinde getirmiştir. Bu soruların büyük bölümü, mevzuatın nasıl uygulanacağı ve vatandaşların bu süreçteki konumuyla ilgilidir.

En sık sorulan sorulardan biri, sokak köpeklerinin tamamen sokaklardan kaldırılıp kaldırılmayacağıdır. Yürürlükte olan mevzuat, sahipsiz köpeklerin kontrol altına alınmasını ve bakımevleri ile sahiplendirme süreçlerinin güçlendirilmesini öngörmektedir. Ancak bu süreç, ani ve toplu uygulamalardan ziyade kademeli ve planlı bir şekilde yürütülmek üzere tasarlanmıştır.

Bir diğer yaygın soru, belediyelerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ne olacağıdır. Mevzuata göre belediyeler, kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle sorumludur ve bu süreçler idari denetime tabidir. Denetim mekanizmaları, raporlama ve inceleme yoluyla işletilmektedir.

Vatandaşların sokak köpekleriyle ilgili bireysel sorumlulukları da merak edilen konular arasındadır. 2026 düzenlemeleri, sahipsiz hayvanlarla ilgili bireysel müdahalelerden ziyade kurumsal ve sistematik çözümleri esas almaktadır. Bu nedenle uygulamaların belediyeler ve yetkili kurumlar aracılığıyla yürütülmesi öngörülmektedir.

Ayrıca sahiplendirme sürecine ilişkin sorular da öne çıkmaktadır. Sahiplendirilen köpeklerin kayıt altına alınması, yeni sahiplerin sorumluluklarının belirlenmesi ve takip süreçleri, mevzuatın açıkça düzenlediği alanlar arasındadır. Bu yaklaşım, sahiplendirmenin sürdürülebilir olmasını amaçlamaktadır.

Resmî Kaynaklara Göre 2026 Sonrası Yol Haritası

Resmî kaynaklar ve mevzuat metinleri incelendiğinde, 2026 sonrasında sokak köpekleriyle ilgili politikanın uzun vadeli bir yol haritası üzerine kurulduğu görülmektedir. Bu yol haritası, geçici çözümlerden ziyade yapısal ve kalıcı düzenlemeleri esas almaktadır.

Öncelikli hedefler arasında, belediyelerin bakımevi altyapılarının tamamlanması ve mevcut tesislerin mevzuata uygun hâle getirilmesi yer almaktadır. Bu süreçte merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun artırılması amaçlanmaktadır. Resmî belgelerde, uygulamaların ülke genelinde belirli bir standarda ulaşması vurgulanmaktadır.

Bir diğer önemli başlık, veri toplama ve izleme sistemlerinin geliştirilmesidir. Sahipsiz köpeklerin sayısı, sağlık durumu ve sahiplendirme oranlarına ilişkin verilerin düzenli olarak tutulması, gelecekteki politika kararlarının temelini oluşturacaktır. Bu yaklaşım, plansız uygulamaların önüne geçmeyi hedeflemektedir.

2026 sonrası yol haritasında, toplumsal farkındalık ve bilgilendirme faaliyetleri de yer almaktadır. Resmî kaynaklar, sokak köpekleri meselesinin yalnızca idari bir konu olmadığını; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin de sürecin sağlıklı işlemesi açısından önemli olduğunu belirtmektedir.

Sonuç olarak, 2026 sonrasında sokak köpekleriyle ilgili düzenlemeler, kademeli, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya doğru ilerlemeyi amaçlamaktadır. Bu yol haritası, hem insan güvenliği hem de hayvan refahı açısından uzun vadeli bir denge kurulmasını hedeflemektedir.


Sources (Kaynakça)

  • Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete– 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili değişiklikler

  • Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete– Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair 7527 Sayılı Kanun

  • Tarım ve Orman Bakanlığı– Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği ve resmî duyurular

  • Anayasa Mahkemesi Başkanlığı– 5199 Sayılı Kanun kapsamında yapılan değişikliklere ilişkin norm denetimi kararları

  • Türkiye Belediyeler Birliği– Sahipsiz hayvanlara ilişkin yerel yönetim yükümlülükleri ve uygulama rehberleri

  • İçişleri Bakanlığı– Belediyelerin görev, yetki ve denetimine ilişkin resmî düzenlemeler

Yorumlar


bottom of page